14 Mayıs 2013 Salı

Ders 2 - Ta'rif ve Tenkir İfadeleri

Ta’rif, bir kelimeyi tanımlı hale getirme, tenkir de tanımsız hale getirmedir.

1.       Tenvin genel olarak tanımlı olmayan kelimelerin sonlarına gelir. Bu durumda bir ismi tanımsız yapar. İngilizce’de “a” ve “an” olarak belirtilen anlama karşılık gelir. Türkçe’de de “bir” anlamındadır. Örnek: (رَجُلٌ) - bir adam, (تُفَّاحٌ) - bir elma, (مَاءٌ) – su. Her zaman tercümelerde “bir” ifadesini kullanamayız. “Su” (مَاءٌ)örneğinde olduğu gibi. Ama hepsinde de anlam, tanımadığımız, herhangi bir varlığı işaret eder.

Not 1: Bazen bir özel ismin de tenvin aldığı olur. Mesela: (مُحَمَّدٌ), (عَمْرٌو), (زَيْدٌ). Böyle bir durumda tenvin’in tenkir anlamı içermediği aşikardır. Çünkü özel isimler tanımlı isimlerdir.

2.       Arapça’da ta’rif için harf-i ta’rif adı verilen El - (اَلْ) kullanılır. Buna (لَامُ التَّعْرِيف) – Lâm-ı ta’rif de denilir. (اَلْ), tanımsız (nekre) bir ismin önüne gelince onu tanımlı (ma’rife) hale getirir. (اَلْ) ile ma’rife hale gelen isme (مُعَرَّفٌ بِالّامِ) – lâm ile mu’arref, denilir. Örnek: (فَرَسٌ) – “bir at”, bu haliyle nekredir. Başına (اَلْ) takısı gelince: (اَلْفَرَسُ) – “at” tanımlı, bilinen bir at haline gelir.

3.       (اَلْ), tenvinli bir kelimenin önüne geldiği zaman tenvin düşer. Yukarıdaki örnekte de bu durum görülmektedir.

4.       Herhangi bir kelime (اَلْ) içeren bir kelimenin önüne gelirse, ilk kelime ikinci kelimenin lâm’ı ile birleşir ve böyle de okunur. (اَلْ)’in başındaki hemze, hemzetü’l vasl olarak bilinir. Vasl hemzesi sadece cümle başlarında okunur. Yoksa okunmaz. Mesela: (بَابُ الْبَيْتِ) – “evin kapısı”. Bu ifade harekelerle de gösterildiği gibi “bâbul beyt” şeklinde okunur, “bâbu el beyt” şeklinde okunmaz. Çünkü oradaki el’in “e”si vasıl hemzesidir. Sadece lâm okunur.

Not 2:  (اَلْ)’den önce sakin bir harf gelince, sakin harf normalde kesra (esre) ile okunur. Ancak (مِنْ)’de bu kural geçerli değildir. Sonu sakin (cezmli) olan(مِنْ), harf-i ta’rif’in başına geldiğinde kesralı değil fethalı (üstünlü) okunur. Örnek: (عَنْ البَيْتِ) ifadesi (عَنِ البَيْتِ) diye okunur.  Öte yandan (مِنْ الْبَيْتِ) ifadesi (مِنَ الْبَيْتِ) diye okunur.

5.       Tenvinli bir kelime harf-i ta’rif’in önüne gelince, tenvin’in nûn’u kesra ile okunur ve lam ile böyle birleşir. Mesela: (زَيْدٌ=زَيْدُنْ) kelimesinden sonra harf-i ta’rifli (اَلْعَالِمُ) kelimesi gelince, (زَيْدُنِ الْعَالِمُ) şeklinde okunur.

Not 3: (اِبْنٌ), (اِبْنَةٌ) ve (اِسْمٌ)’un elifi de vasıl hemzesidir. Öncesinde bir kelime olduğunda bu elifler de telaffuz edilmez (söylenmez).

Örnekler: (هُوَ اِبْنٌ)- “hüve ibnün” – “O bir oğuldur.” ifadesi (هُوَ ابْنٌ) – “hüvebnün” şeklinde okunur.

(هَذَا اِسْمٌ) – “hâZâ ismün” – “Bu bir isimdir.” ifadesi (هَذَا اسْمٌ) – “hâZesmün” şeklinde okunur.

(زَيْدٌ اِبْنٌ) – “Zeydün ibnün” – “Zeyd bir oğuldur.” İfadesi, (زَيْدُنِ ابْنٌ) – “Zeydü’nibnün” şeklinde okunur.

(حَامِدٌ اِسْمٌ) – “Hâmidün ismün” – “Hâmid bir isimdir.” İfadesi (حَامِدُنِ اسْمٌ) – “Hâmidü’nismün” şeklinde okunur.

6.       (اَلْ), huruf-i şemsiyeden () bir harfle başlayan bir kelimenin önüne geçerse buradaki lâm harfi şemsî harfe dönüşür. Yani telaffuz edilirken lâm değil, bu şemsî harf okunur. Bu durumda lâm’ın üzerine cezm yazılmaz, ancak şemsî harfin üstüne şedde yazılır.

Örnek: (اَلشَّمْسُ) ifadesi “elşemsü” değil, “eşşemsü” diye okunur.

Yine (اَلرَّجُلُ) ifadesi “el raculü” değil, “erraculü” diye okunur.

Buna neden olan şemsi harfler şunlardır:

ت٬ ث٬ د٬ ذ٬ ر٬ ز٬ س٬ ش٬ ص٬ ض٬ ط٬ ظ٬ ل٬ ن

Not: Bu dersin PDF halini buradan indirebilirsiniz