14 Mayıs 2013 Salı

Ders 3. Terkibler (Sıfat Tamlaması)

NOT: BU DERSİN PDF HALİNİ BURADAN RAHATLIKLA İNDİREBİLİRSİNİZ

1)   Arapça’da iki ya da daha fazla kelimenin birleşimine مُرَكَّبٌ  (mürekkeb) denir. Aralarındaki ilişkiye de تَرْكِيب (terkîb) denir.

2)   Terkibler ikiye ayrılır: Nâkıs (نَاقِصّ) ve Tâm (تَامٌّ).

a)   Nâkıs terkiblerde (مركب ناقص) herhangi bir konuda hüküm, istek, arzu, emir anlaşılmaz.  Nakıs terkipler hükmü tamamlanmamış ifadelerdir. Örnek: رَجُلٌ حَسَنٌ (iyi bir adam), كِتَابُ رَجُلٍ (bir adamın kitabı)

b)   Tâm terkiblerde (مركب تام) ise nakısların zıddı olarak bir hüküm, emir, istek manası vardır. Örnek: اَلرَّجُلُ حَسَنٌ (Adam iyidir[1].) Bu ifade bize adamın iyi olduğu bilgisini net olarak verir.

خُذْ الْكِتَابَ – (Kitabı al). Bu örnekte de bir emir var. Bu da tam bir terkib oluyor. رَبِّ ارْزُقْنِي – (Rabbim beni rızıklandır). Bu tam tam bir terkib oluyor. Çünkü bir dilek var burada. Böylesine tam terkiblere Arapça’da cümle (جُملَةٌ) ya da kelam (كَلَامٌ[2]) da denilir.

3)   Nakıs tamlamalar da şu kısımlarda değerlendirilebilir : مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ (tavsîfî mürekkeb – sıfat tamlaması), مُرَكَّبٌ إِضَافِيٌّ (izafî mürekkeb – izafet tamlaması – isim tamlaması), مُرَكَّبٌ عَدَدِيٌّ (adedî mürekkeb –sayı tamlaması). Bu derste Sıfat Tamlamasını (مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ) inceleyeceğiz. Diğer tamlamaları ve cümleleri daha sonraki derslerde işleyeceğiz.

مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ

Sıfat Tamlaması

4)   Sıfat Tamlaması (مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ), ikinci kelimenin birinci kelimeyi tanımladığı tamlamadır. Örnek: رَجُلٌ صَالِحٌ – (Salih bir adam). Burada صَالِحٌ (salih) kelimesi رَجُلٌ (adam) kelimesini tanımlıyor, yani adamı salih olmakla niteliyor.

5)   Bir sıfat tamlamasının ilk bölümüne اِسْمُ الذَّات (ism-i zât), ikinci bölümüne de اِسمُ الصِّفَةِ (ism-i sıfat) denir. Yukarıdaki örneği incelersek, رَجُلٌ ism-i zât, صَالِحٌ da ism-i sıfattır.

6)   مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ ‘in ilk kısmına مَوْصُوفٌ (mevsuf; sıfatlanan), ikinci kısmına da صِفَةٌ (sıfat) denir. Yukarıdaki örnekte رَجُلٌ (adam) mevsuftur (sıfatlanandır), صَالِحٌ (salih) de onun sıfatıdır.

7)   Mevsuf (مَوْصُوفٌ) nekre (نَكْرَةٌ) ise yani sıfatlanan tanımsız ise sıfat (صِفَةٌ) da nekre (نَكْرَةٌ) olur. Mevsuf ma’rife ise sıfat da ma’rife olur. رَجُلٌ صَالِحٌ tamlamasında her iki kelime de نَكْرَةٌ’dir. اَلرَّجُلُ الصَّالِحُ şeklinde olunca her iki kelime de مَعْرِفَةٌ’dir.

8)   Sıfat tamlamalarının diğer bir özelliği de hem sıfatın hem de mevsufun aynı i’rabda (إِعْرَابٌ) olmasıdır. İ’rab konusuna sonra değilecektir. Şimdilik “hem sıfat, hem de mevsufun sonu aynı hareke ile biter” demek kafidir.

9)   مُرَكَّبٌ تَوْصِيفِيٌّ (sıfat tamlaması) ve diğer nakıs tamlamalar bir cümlenin parçası olarak hükme kavuşurlar.



[1] “dir” ifadesi Türkçe’de bir hükmün olduğunu gösterir. Bu artık nakıs değil, tam bir terkibdir.  Bu bir cümle olmuştur.
[2] Kelam’(كَلَامٌ) ın kelimelerden (كَلِمَةٌ) oluştuğunu söyleyebiliriz. Vakıa Kur’an-ı Kerim ve sair kaynaklarda kelamın kelime yerine,  kelimenin de  kelam yerine kullanımları varsa da, genel kaide böyledir.