12 Aralık 2013 Perşembe

Hindistan Notları - II (Ulaşım)

Hindistan'a ulaşımda beklemeleri hariç tutarsak 8 saatlik bir uçuş gerekiyor. Bunun 1 saati Ankara - İstanbul arasında geçiyor. 3,5 saat İstanbul - Dubai ve 3,5 saat de Dubai - Bangalor arasında gerçekleşiyor.  Dönüşte ise seyahatimiz 1 saat kadar daha uzadı, 9 saate çıktı. Emirates havayolları, Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait ve oldukça lüks bir havayolu firması. Firmanın uçaklarında verilen yemeklerin tamamı Helal Sertifikalı. Ancak alkollü içkiler de servis ediliyor. Hindistan seferi olduğu için sığır eti servis edilmiyor. Koyun, tavuk ve balık eti, tabii bir de vejeteryan yemekleri var. 

Dubai Havaalanı ve Emirates uçakları
Dubai Havaalanı enfes. Çok büyük bir havaalanı. Oldukça yüksek tavanı ve çık çık bitmeyen katları var. Bir bölümden diğerine metro ile gidiliyor. Katlar arasında 100 kişilik asansörler çalışıyor. Havaalanının çalışanları arasında, bütün Dubai'de olduğu gibi, hatırı sayılır miktarda Hintli var. Hava sıcaklığı kış mevsimi olması nedeniyle 30 derece idi.

Gelelim Hindistan'a ve özellikle Bangalor'a;

Dünyada trafiği bu kadar keşmekeşe dönüşmüş kaç yer vardır, bilmiyorum. Ancak Türkiye'nin trafik gerçeklerine alışmış insanımız için oldukça büyük bir şok etkisi yapacağı muhakkak. Hindistan'da trafik bir kabus. Şehir içinde bir yerden bir yere seyahat etmek için 1,5 saati gözden çıkarmanız gerekir. Bir randevunun ise saatinde gerçekleşmesi bu nedenle hemen hemen imkansız. Trafikte binlerce motosiklet göze çarpıyor. Motosikletlerin büyük bir çoğunluğu iki kişiyi taşıyor. Herhangi bir park yerinde sayamayacağınız kadar çok motosiklet görebilirsiniz. Motosiklet sürücülerinin hepsi istisnasız kask takıyor. Bu kültür orada yerleşmiş.


Fırtına öncesi sessizlik... Birazdan yeşil ışık yanacak ve kaldırımlar da dahil her yerden gürül gürül araç akacak...
Trafik tıkanmaları o kadar kronik bir hal almış ki, orada herkes korna çalıyor. Gecenin geç saatlerine kadar gün boyu korna sesi hiç susmuyor. Trafiğin rahat aktığı saatler sanırım gece 24 ile sabah 6 arasında. Bunun dışında şehirler arası yollar bile adım adım ilerliyor. Zaten şehirler arasında bizim bildiğimiz anlamda bir boş arazi mefhumu yok. Seyahatimiz sırasında Karnataka eyaletindeki Bangalore şehrinden Tamil Nadu eyaletindeki Hosur şehrine gittik. Bangalore bitmeden Hosur başladı. Arada bizim iki şehir arasında her daim gördüğümüz boş bir arazi yoktu. Şehir içi, şehirler arası geçişlerde sık sık paralı yol gişeleri var ve bu gişelerde HGS yok. Paralar elden veriliyor ve burada da kuyruk bekleniyor.

Trafik tıkandığında kaldırımda yürümek bile riskli. Çünkü her an bir motosiklet trafiğin biraz önüne geçebilmek için kaldırıma çıkıp, arkanızdan korna çalabilir. Bir de karşıdan karşıya geçişler çok stresli oluyor. Bir kere trafik soldan akıyor. Soldan akış kavramını iyice içine sindirmeyen bir insan, dikkatli değilse bir arabanın altına kolayca girebilir. Mesela sola bakıyorsun, hiç araba yok, tam yola atlayacaksın, sağdan bir yığın araba üstüne doğru geliyor. Karşıdan karşıya geçişlerde hep asla geçemeyeceğim duygusunu yaşadım. Ama bir şekilde geçmeyi de başardım. Araçlar önlerinde bir boşluk gördüler mi, hiç kimseyi dinlemiyor ve son sürat ilerliyorlar.

Yine binlercesine rastlayabileceğiniz bir şey de o üç tekerlekli taksiler. Aküsüz olan bu araçlarda motor, su motoru gibi bir kolu çekerek çalıştırılıyor. Ve onlar da diğer araçlar gibi her yerden karşınıza çıkabiliyor.


Üç tekerlekli taksiler her yerde...

Bangalor'da yeni yapıldığı söylenen ve caddelerin orta refüjünden yükselerek, caddeleri gölgede bırakan bir de metro var.

Belediye otobüsleri de toplu taşımanın yükünü rahatlatmaya çalışıyor.Caddelerde salma dolaşan sığırlar da bu keşmekeşin tuzu biberi oluyor.