24 Nisan 2014 Perşembe

Bana da Bir Dizi

Müptelası olduğumuz televizyon dizilerinden dolayı çok ıstırap çekiyorum. Her ne kadar neredeyse hiçbir diziyi takip etmiyor olsam da, her ne hikmetse etrafımdaki dizi izleyen popülasyonun sarmalında, sinir krizlerine mal olsa da birçok dizinin serencamesinden haberdar bulunuyorum.

Hz. Lokman’ın meşhur olmuş cevabı geldi şimdi aklıma. Edebi kimden öğrendiği sorulduğunda, edepsizden diye cevap vermiş ya... ben de işte mevcut dizilere bakarak mefhum-ı muhalifiyle düşünüp (değilini almak da diyebilirim) ideal dizinin vasıflarını çıkarmış bulunuyorum.

Aslında ben bu ideal dizinin senaryosunu yazmak isterdim. Ancak beni bundan alıkoyan birkaç husus var ki mazurum:

1. Böyle işlere harcayacak vaktim yok.
2.Aşık-maşuk, zalim-mazlum, güzel-çirkin derken, çeşit çeşit karakterler üretip de bunları kurduğum sahnelerde çarpıştıracak takatim yok. Entrika üretme yeteneğim hiç yok.
3. Beğenemediğim şeylerin başında kendi üretimlerim gelir.
4. Fevkalade bir reyting alıp da işi gücü bırakıp meslek değiştirmekten,
5. Aşırı zengin olup da azıtmaktan korkuyorum.

Bu cümleden olmak üzere bu alanda üretim yapamayacağım. Ancak ben de bir dizinin bıkmak usanmak bilmez takipçisi olmak istiyorum. Yazacağım vasıflar çerçevesinde üretilecek bir dizinin siparişini vermek istiyorum. İhaleye katılımda teminat olarak sadece “İRFAN” talep ediyorum. Böyle bir iş için teknik şartnamem değerlendirmenize sunulur:

a.Hangi ülkede geçecekse o ülkenin gerçekleriyle uyumlu olmalı. Bu konuda istatistiklerin büyük önem arzedeceğini acizane düşünüyorum. Örneğin bu diziyi yazacak muhteremin, ülke insanının yüzde kaçının evine ayakkabı ile girdiğini, yine yüzde kaçının babasına “siz” diye hitap ettiğini, yüzde kaçının hayatında bir kez de olsa silahlı çatışmaya girdiğini tespit etmiş ciddi anket sonuçlarına ihtiyacı olacak.

b.Eğer dizide insanlar kullanılacaksa, bu insanların psikolojik dünyalarının gerçek insanlarla örtüşmesi sağlanmalıdır. Dünyada otuz yıldır yaşayan birinin en az bir kez görmüş ya da uzaktan tanımış olabileceği karakterde insanlar kullanılmalıdır. Bu minvalde mutlak kötülük ya da mutlak iyilik kaynağı kişiler kullanmak yerine iyilik ve kötülüğün değişik oranlarda karıştırıldığı insan tipleri oluşturulmalıdır. Bunun sağlıklı bir şekilde yapılıp yapılmadığını test etmek için karakterler oluşturulduktan sonra 100 kişilik bir denek grubundan, dizideki iyi ve kötü karakterleri listelemeleri istenebilir. Şayet herkes aynı listeyi oluşturuyorsa, o diziyi yazarıyla birlikte çöpe atasım var.

c.Dizi, Türkiye gibi günde beş defa ezan okunan bir ülkede geçiyorsa, 100 bölümde bir de olsa, bir sahnede arkadan ezan sesi gelmelidir. Üç yıl süren bir dizide, oyuncuların diziden ayrılış sıklığına bağlı olarak ortalama 100 cenaze töreni gösterildiğine göre bunlardan en az birinde, cenaze namazı sahnesi bulunmalıdır. Brezilya dizilerinde bütün evlere teklifsiz giren Peder Hoze kadar olmasa da bir tanecik din adamı bulunabilmeli, bu adam da mümkünse makyajla çirkinleştirilmemeli, vatan haini rolünde oynamamalı, her önüne gelene de saatlerce öğütler vermemelidir. Günah da işleyebilmelidir.

d.Her dizinin bir tane kuşçusu olur düşüncesi yanlıştır. Hepimiz bazen kuş oluruz, bazen kuşçu. Hikmetli söz söyleme dizide bir kişinin tekelinde olmamalıdır.

e.Eğer illa birileri birileri tarafından kaçırılacaksa, karanlık ve bu işler için hazırlanmış mekanların ortasında ve sandalyeye elleri ve ayakları ile bağlanmış şekilde zinhar tutulmayacaktır. İlla tutulacaksa iple bağlama süreci bir kez olsun gözükecektir. İlla gözükmeyecekse ve kişi bayıltılmadan getirilmişse, ortalıkta bağlama süresince gerçekleşen boğuşmanın izleri, bayıltılmışsa da kişiyi sırtlayıp sandalyeye taşımanın verdiği yorgunluğun izleri olacaktır. Mümkünse kaçırma sahnesi olmasın. Madem oluyor, bir kişi ne olur adam kaçırmadan dolayı hapse girsin.

f.Birine silah doğrultmaların %85’inde silah ateşlenmelidir. Ateşlemelerin de isabet oranı mesafeye, rüzgara, el titremesine ve heyecan faktörlerine bağlı olarak bilimsel bir şekilde hesaplanmalıdır.

g.Üç kurşun yiyen bir adam bir sonraki bölümde keklik gibi sekecekse, “Altı ay sonra...” gibi bir alt yazıyla bu saçmalığın nedeni seyirciye açıklanmalıdır. Suratı dayakla dümdüz edilmiş bir adamın da suratının eski kavislerini kazanmasının zaman alacağı unutulmamalıdır. Koşan adam da terlesin ve yorulsun. Yuvarlananın kıyafeti toz ya da çamur olsun.

h.Esas oğlan kötü adama lafı sokup gidememelidir.

ı.Dizinin herhangi bir tarafında mutlaka zengin ve şatafatlı bir hayatın gösterilmesi gerektiği fikri yanlıştır. Dizinin kahramanları ille de zengin olacaksa, tam olarak ne iş yaptıklarını seyircinin bilmeye hakkı vardır.

Bir de böyle deneyelim derim. Serbest teşebbüsün önünü açalım. Belki dişe dokunur bir şeyler çıkar da afiyetle yeriz...