14 Şubat 2016 Pazar

Arapça'yı Nasıl Çalışmalı ve Nasıl Öğrenmeliyiz?

 وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا

"Bizim uğrumuzda gerekli gayreti gösterenlere elbette yollarımızı gösteririz." (Ankebut, 69).

Muhatabım diplomatik ya da ticari ilişkileri geliştirme ya da arkadaş edinme amacıyla Arapça öğrenenler değil, Arapça'yı İslam'ın temel kaynaklarına nüfuz etmek üzere öğrenmeye çalışanlardır. Bununla birlikte söyleyeceklerimden ilk bahsettiğim grup da elbet istifade edecektir. 

Arapça'yı Gündeminize Alın

Arapça öğrenmek, bütün dillerde olduğu gibi öncelikle onu gündemine almakla başlayacaktır.  Bir kere bu iş gündeminize girecek ve asla çıkmayacaktır. Arapça ile ilgili her konuya kulak kabartacak, her topluluğa girecek, bütün okuma ve konuşma fırsatlarını değerlendirecek, bütün boş vakitlerimizde yapacağımız faaliyetleri PROGRAMLAYACAĞIZ. 

Bir Programınız Olsun

Arapça öğrenmede her işte olduğu program yapma çok önemlidir. Arapça öğrenmeyi gündeminize aldınız ve artık her yerde Arapça ile ilgili şeyler görüyor, onlara kulak kabartıyorsunuz. Etrafınızda size tavsiyelerde bulunanlar olacak. Arapça öğrenmek ile ilgili internet üzerinden birçok arama yapacaksınız. Eğer yabancı dilleriniz varsa onlar üzerinden de yazılmış sayısız kaynak bulacaksınız. Her bulduğunuz kaynağın sizi heyecanlandıran güzel tarafları olduğu gibi, size eksik gelen tarafları da olacak ve bu açlığınız iflah olmaz bir şekilde devam edecek. Ta ki kendi kaynağınızı üretinceye kadar... 

Tüm bu arayışların neticesinde okumaya, izlemeye, takip etmeye değer bulduğunuz kitaplar, internet siteleri, sosyal gruplar, videolar, dersler olacak. Bunları belirli bir sistematik içinde programınıza dahil etmeniz ve tahmini başlangıç ve bitiş tarihleri belirleyip bunları not almanız gerekiyor. 

Mesela "şu sitede 100 tane ders var. Bunlardan haftada iki ders dinleyebilirim. Bu da 1 yıl içinde bunların biteceği anlamına gelir. Öyleyse seneye şu tarihte bu dersler bitmiş olacak." diyeceksiniz. Bir kere karar verdiniz mi, o dersleri size faydasız ya da zehir gibi gelse de bitireceksiniz. Şeytan bazen sizi bunları bırakma, başka kaynaklara bakma yönünde kışkırtacak, ama siz oralı olmayacaksınız. Çünkü şeytan "bizim oğlan Bina okur, döner döner gene okur." sözünün mimarlarındandır. Aynı anda birkaç kaynağı da programınıza ekleyebilirsiniz. Ancak bunu yaparken altından kalkamayacağınız bir program olmamasına dikkat etmelisiniz. Eklemeler yaparken mümkün olduğunca mevcut programı rayına oturttuğunuza kesin bir şekilde inandıysanız, öyle yapacaksınız. Yoksa başlangıçta 10 tane kaynak alıp hepsine birden başlamak akılcı değildir. Zaten şeytan bu yükleri kaldıramayacağınız düşüncesini sürekli pompalayacak. Siz daha baştan kaldırılamayacak bir yük alarak onun bu amacına hizmet etmeyeceksiniz. 

Zaten İçinde Yüzüyoruz

Arapça, Türk milletinin oldukça şanslı olduğu bir alandır. Nihayet Türk dili Arapça kelime ve kavramlarla doludur. Ayrıca beş vakit namazda okuduğumuz ayet ve dualar da zaten bizi bu dili öğrenmeye itmekte ve tekrar etme, önceden okuyup durduğumuz şeylerin künhüne vakıf olma isteği gibi yollarla bize yardımcı olacaktır. 

Zaten içinde yüzdüğümüz bir şey bu Arapça. Ancak denizde yüzüp de denizi tanımayan balıklar gibi, biz de onu tüm şubeleriyle tanımaktan yoksun bulunuyoruz. Öyleyse biraz farkındalık gerekiyor. Her öğrenilen şeyi, daha önce okuduğumuz ayet ve dualar, ayrıca Türkçe'ye girmiş kelimeler ekseninde inceleyip, sonuçlar çıkaracaksınız. "Demek bu yüzden böyle okuyormuşuz." ya da "Demek yanlış okuyormuşuz." gibi sonuçlar bu süreçte çokça çıkmalıdır. Farkındalık ekseninde olmayan bir çalışma, özellikle Arapça için, sonuca gitmiyor demektir. 

Mustafa İsmail Dinleyin

Bu da çok radikal bir söylem oldu. Ben Mustafa İsmail'den çok etkilendim. Özellikle Mustafa İsmail'in Tahkik tarikiyle uzun uzun okuduğu hatim setine hastayım. Kelimeleri musıkinin kurallarına yedirmeden, anlam ve musıkiyi iç içe bir kaneviçe gibi dokuyan, öyle başka bir hafız bilmiyorum. Siz başka hafızlar biliyorsanız onları dinleyebilirsiniz. Mustafa İsmail ile her bir kelime üzerinde tek tek durarak bir yolculuğa çıkın ve ayetlerin arasından ilk başlarda küçük, daha sonraları daha büyük mana parçaları koparmaya çalışın. 

Bazen ayetleri okurken nefes durakları vermese kalbim çatlayacak gibi geliyor. Tam son raddede duruyor. 

Risale-i Nur Okuyun

Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur'ları, bir cemaatin malı değildir. İslam'ın malıdır. İslam dünyasında adam akıllı bir tek telif eser çıkmadığı bir dönemde, eşine rastlanmayacak güzellikte kaleme alınmış ve çağımızın pisliklerinden izole olmuş bir dimağdan çıkmış bir eserdir. İddiası yüzlerce yılın İslami ilimler hamulesini ve bunları öğretmekte kullanılan ve kendisini yenilemekten aciz kalan medrese geleneğini yeni bir solukla canlandırmak ve ona hayat üflemektir. Edindiğim intiba odur ki, Risale-i Nur okuyan insanlar Arapça'yı ve birçok insana çok karmaşık gelen diğer İslami ilimleri çok daha kolay öğrenebilirler. 

Kendiniz de Arapça Kaynaklar Üretin

Mevcut kaynaklardan yararlanırken, sizin çalışma şekil ve üslubunuza uymayan, "aslında şöyle anlatılsa daha iyi olurdu" dediğiniz yerler gelecek. Böyle yerler geldiğinde kendi Arapça kaynaklarınızı oluşturmaya başlayın. Dersleri kendinize maledin. Kendi dilinize tercüme edin. Unutmayın, dünyadaki insan sayısı kadar öğrenme yolu ve yöntemi vardır. Kendinize has yöntemi siz icad edeceksiniz. 

Malayani İle İştigal Etmeyin

Dünyevi lüzumsuz fantaziler ile, diziler, filmler, gündelik siyaset ile haşır neşir olmayın. Onlardan habersiz olun demiyorum ama içlerine dalıp kaybolmayın. Özellikle de harama nazar etmeyin. Harama nazar, ilmi öldüren en büyük düşmandır. 

Boşluk Bırakmadan Devam

Yolda giderken mutlaka kulağınızda bir ders, bir ayet bir hadis olsun. Ya da bir ilahi dinleyip sözlerini ezberlemeye çalışın. Her biri birer büyük cevher olan büyüklerin güzel dua ve münacatlarını okuyun ve ezberleyin. Ezbere bildiğiniz ayet ve hadislerin, duaların Türkçe anlamlarını kelime kelime çıkaracak kadar bunlarla haşır neşir olun. 

İnternet ortamında birçok hocamızın yaptığı sayısız ders var. Bunların her biri birer şekerleme gibi ayrı bir tat bırakıyor. Mesela modern usulde Arapça öğrenmeyi tavsiye eden ben, Emsile, Bina, Maksud, İzzi, Avamil, İzhar,Kâfiye gibi kitapların internette sunulan derslerini ses dosyası halinde evden işe, işten eve giderken o kadar çok dinledim ki tarif edemem. Günlük yürüyüş ve koşu gibi faaliyetleriniz varsa, bunlarda da çok rahat bu kaynakları dinleyebilirsiniz. Hanımlar bulaşık yıkarken ya da ütü yaparken (ki erkekler de yapıyor tabii bunları) sürekli böyle bir ders kenarda açık olabilir. 

Konuşma ve Dinleme Pratiği

Birçok Arapça kitap bitirseniz bile, bir Arap ülkesine gittiğinizde bir konuşmaya şahit olduğunuzda, muhtemelen pek bir şey anlamayacaksınız. Çünkü gramer diliyle sokak dili arasındaki farkın bu kadar fazla olduğu bir dil, pek yoktur herhalde. Ayrıca konuşma dili, özellikle de günümüzün konuşma dili, Kur'an Arapçası ile iştigal eden arkadaşlarımıza oldukça yabancı gelecektir. Size önemli gelen bir konuşmayı (bu bir hutbe ya da vaaz olabilir, ya da önemli hikmetlerden bahseden bir belgesel ya da sinema filmi de olabilir) tüm kelimelerini tek tek anlayıncaya kadar tekrar tekrar dinlemelisiniz. Arapça altyazılı olması tercih sebebidir. Bunları sürekli durdurarak kelimeyi doğru anladığınızdan emin olun. Dinleme pratiği böyle gelişir. Dinleme pratiği gelişmedikçe de konuşma pratiği gelişmez. 

Bunlarla beraber ve sonrasında da yapılacak şey, Arap arkadaşlar edinip, onlarla müzakere etmektir. Belki bir Arap ülkesine giderek belli bir süre kalma imkanı olan arkadaşlar bu fırsatı da değerlendirebilirler. 

Yazıma serlevha yaptığım yukarıdaki Ayet-i Kerime aslında işin özetini ortaya koyuyor. Size Allah yardım edecektir. Yeter ki iyi niyetle, samimiyet ve ciddiyetle O'na yönelin.