10 Eylül 2014 Çarşamba

es-Selâmu Aleyke İlahi Sözleri - Maher Zain


Söz: Salah Galal
Müzik
: Maher Zain


رقت عيناي شوقاً .. ولطيبة ذرفت عشقاً
فأتيت إلى حبيبي .. فاهدأ يا قلب ، ورفقاً
صل على محمد
Gözlerim özlemden dolayı dolu
Medine’yi özlemekten yaş döktüler
İşte sevdiğimin yanına geldim
Sakin ol kalbim, yumuşa!
Muhammed’e (s.a.v.) salavat getir.
Raqqat ‘ainaya shawqan, wa li Taibata tharafat ‘ishqan
Fa’ataytu ila habibi, fahda’ ya qalbu wa rifqan
Salli ‘ala Muhammad

My eyes are full of longing
And they’ve shed tears due to missing Taiba
So I came to (visit) my beloved
Calm down, my heart, and be gentle!
Send salutations upon Muhammad
 
 
السلام عليك يا رسول الله .. السلام عليك يا حبيبي يا نبي الله
السلام عليك يا رسول الله .. السلام عليك يا حبيبي يا نبي الله
يا رسول الله
Selam Sana’dır ey Resûlallah
Selam Sana’dır ey sevdiğim, ey Allah’ın Nebîsi.
Ey Resûlallah
Assalamu alayka ya
Ya Rasool Allah
Assalamu alayka ya habibi
Ya Nabiyya Allah
Assalamu alayka ya
Ya Rasool Allah
Assalamu alayka ya habibi
Ya Nabiyya Allah, ya Rasool Allah
May salutations be sent upon you
O Messenger of Allah
May salutations be sent upon you O my Beloved
O Prophet of Allah
May salutations be sent upon you
O Messenger of Allah
May salutations be sent upon you O my Beloved
O Prophet of Allah, O Messenger of Allah
 
 
قلب بالحق تعلق .. وبغار حراءَ تألق
يبكي يسأل خالقَهُ .. فأتاه الوحي ، فأشرق
اقرأ اقرأ يا محمد
Hakka bağlanan bir kalp,
Ve Hira mağarasında parlayan
Ağlıyor ve yaratıcısından diliyor
Sonra vahiy ona geldiğinde parlıyor
Oku! Oku yâ Muhammed.
 
 
Qalbun bil Haqqi ta’allaq, wa bi ghari hira’a ta’allaq
Yabki yas’alu khaliqahu, fa’atahul wahyu fa’ashraq
Iqra’ iqra’ ya Muhammad
A heart that is attached to the Absolute-Truth (Allah)
And that began to glow in the cave of Hira
Crying and asking His Creator; so when revelation came to him, he shine
Read, O Muhammad, read!
 
 
يا طيبة جئتك صباً .. لرسول الله محباً
بالروضة سكنت روحي .. وجوار الهادي محمد
Ey Medine sana özlemle geldim
Allah Resûlünün aşkıyla dolu
Ruhum Ravza’da sükûn buldu
Ve yol gösterici Muhammed’in civarında
Ya Taibatu ji’tuki sabba, li rasoulillahi muhibba
Birrawdhati sakanat rouhi, wa jiwaril hadi Muhammad

O Taiba (Medina) I came to you sick from longing
Full of love for the Messenger of Allah
My soul settled in the Rawdha (Prophet’s grave)
And resided beside our Guide-Muhammad
 
 
السلام عليك يا رسول الله .. السلام عليك يا حبيبي يا نبي الله
السلام عليك يا رسول الله .. السلام عليك يا حبيبي يا نبي الله
يا رسول الله
Selam Sana’dır ey Resûlallah
Selam Sana’dır ey sevdiğim, ey Allah’ın Nebîsi.
Ey Resûlallah
Assalamu alayka ya
Ya Rasool Allah
Assalamu alayka ya habibi
Ya Nabiyya Allah
Assalamu alayka ya
Ya Rasool Allah
Assalamu alayka ya habibi
Ya Nabiyya Allah, ya Rasool Allah


May salutations be sent upon you
O Messenger of Allah
May salutations be sent upon you O my Beloved
O Prophet of Allah
May salutations be sent upon you
O Messenger of Allah
May salutations be sent upon you O my Beloved
O Prophet of Allah, O Messenger of Allah

 
 

 

9 Eylül 2014 Salı

Durûsu'l-Luğati'l-Arabiyye Kitabı Cilt 2 - Ders 09b


Durûsu'l-Luğati'l-Arabiyye Kitabı Cilt 2 - Ders 09a

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Açıköğretim Önlisans Arapça Dersleri ve Durûs Kitabı

Açıköğretim Önlisansa etrafımda başvuran ve derslerini şöyle ya da böyle takip eden o kadar çok kişi var ki... Hepsiyle de sohbet ederken ikinci cümleleri Arapça ile ilgili oluyor. Hazırlanan müfredatın içeriği öğrenciye hitap etmiyor. Dersleri de takip edemiyorlar ve sonuç başarısızlık oluyor.
 
Kimisi bu programa bir yerlerde Kuran kursu öğretmenliği yapmak için başvuruyor, kimisi müezzin, kimisi de imam olmak gayesini güdüyor. Maalesef imamlarımız, Kuran kursu öğretmenlerimiz, müezzinlerimiz Arapça bilmiyor. İmam hatip liselerinde meslek dersi, hatta Arapça dersini anlatan hocalar da Arapça bilmiyor.
 
Bir grup insan da var ki bu programa sırf din bilgisi meraklarını gidermek için katılıyor ki, çevremde genelde böyleleri ile karşılaşıyorum.
 
Yukarıda saydığım grupların hangisine dahil olursanız olunuz, Arapça'yı öğrenmek sizin için çok önemli. Hele de kendisini dindar sayan, ayrıca da bir dünya diline vakıf olan kişiler, mutlaka bir de ukba işleri için insanın ufkunu açacak Arapça dilini öğrenmeli...
 
Açıköğretim önlisans programı bizim ülkede bütün dil programlarında olduğu gibi Arapça'yı öğretmek değil, öğretmemek amacına matuf hazırlanmış. Zaten öğrencilerin genel başarı grafiklerine bakılacak olursa, Açıköğretim önlisansların Arapça'yı öğretmeme amacının başarıya ulaştığı görülüyor.
 
Bu konuda dertli olan ve bu Arapça işinin altından nasıl kalkacağını düşünüp duran arkadaşlarıma önerim, kendilerini başka programlara versinler. Bu konuda Durûs kitaplarının muhtemel faydasını yabana atmamak gerek. Arapça'da öyle temel kurallar var ki, öğrenci bir öğrense büyük oranda başka konulara vakıf olacak. Ancak hep aynı temel konuların etrafında dönen Arapça mantığını bir kere çözemeyince, Arapça, anlaşılmaz bir muamma olarak zihinlerde yer ediyor.
 
Bu konuda bir ders serisi yapıp yapmama konusunda oldukça düşündüm. Şimdilerde henüz bu yönde bir karar almadım. Kitapları ve müfredatı da yeterli ve başarılı bulmadığım için böyle durumda olan Açıköğretim İlahiyat Önlisans öğrencilerine tavsiyem, başka bir programı, mesela benim sitemde yürüttüğüm Tekellüm ve Durûs derslerini takip etmeleri. Daha sonra kendi ders kitaplarına yeniden yöneldiklerinde Arapça'nın sanıldığı kadar zor olmadığını anlayacaklar.
 
Derslerimde temel kuralların yer etmesi için oldukça fazla sayıda bu kuralların altını çiziyorum. Çünkü bir kere bu kurallar bilinmiş olsa, gerisi çorap söküğü gibi gelecek.
 
Tavsiyeme uyunuz ve Açıköğretim Önlisans için de benim sitemi ve derslerimi takip ediniz. Yine bu dersler ve o dersler arasında paralellik kurup, gerek Önlisans kitapları, gerekse Durûs ve Tekellüm hakkındaki sorularınızla, bilgilerinizi netleştiriniz. Ben sorularınızı cevaplamak için burada olacağım inşallah.

22 Ağustos 2014 Cuma

Sükût ile Sukût Arasındaki Fark

Geçtiğimiz Ramazan ayında Dursun Ali Erzincanlı, ekranda Bediüzzaman Hazretleri'nin Risale-i Nur'larından bir parçayı okuyordu. Orada sukût demesi gerekirken, sükût ifadesini kullandı. Bu konularda oldukça bilgili olması gerektiğini varsaydığım birinden böyle bir hata duyunca (ki insanlık halidir) bir açıklama yapma gereği duydum.
 
Sukût (سقوط): Düşmek
Sükût (سكوت): Susmak
 
anlamlarına geliyor.
 
Sukût (سقوط) ile aynı kökten gelen başka kelimeler de var. Mesela namazın sâkıt olması, düşmesi yani geçersiz hale gelmesi anlamına geliyor. Sakt kelimesi şebnem ya da çiy anlamına geliyor ki, Türkçe'de de çiy, düşen bir şeydir. Sakat kelimesi, değersiz, çer-çöp, hurda anlamlarında kullanılıyor. Hurdacı'nın Arapça'daki karşılığı da bu nedenle Sakatî.
 
Sükût (سكوت) ile aynı kökten gelen kelimelerin başında sekte geliyor. Sekte, mesela Kur'an'daki durak yerlerine verilen isim... Ayrıca kalbin susmasına da kalp sektesi deniyor.
 
Latin alfabesinin birçok konuda böyle eksik kaldığı bir realite. Kelimeler bu nedenle bize yabancılaşıyor ve anlamlarından boşalıyor. Dikkatli olmak lâzım vesselâm...